19 Mayıs 2010 Çarşamba

EYY AŞK...





En son ne diyorduk. Yaz tatili ,Oğuz ve aşk. Yazlığa geleli daha birkaç gün olmuştu.Her sabah kahvaltıyı bahçede ederdik.O sabahta farklı bir gün değilmiş gibiydi, ama yanılıyordum. Bahçeye inerken kahvaltıda misafir birileri olduğunu gelen kalabalık ve uğultulu seslerden anlamıştım. Kahvaltı masasının yanına geldiğimde kalbim yerinden çıkacaktı, nefes alamadım , bir süre konuşamadım. Acaba hala uyuyordum ve bu gördüğüm bir rüyamıydı. Masada oturanlar yan yazlık komşumuzdu. Ama beni heyecanlandıran tabiî ki bu değildi. Asıl yanında getirdiği o yaradılış harikası varlık beni bu hale sokmuştu. O güne kadar belkide hiçbir erkek karşısında bu kadar heyecanlanıp , etkilendiğimi hatırlamıyordum. Şu an yazarken bile içimi tuhaf bir neşe ve heyecan kapladı diyebilirim.



Çocukluğumdan beri insan ilişkileri çok sıcak ve hemen kaynaşabilen bir insanımdır. Bugüne kadar bu konuda yanlış anlaşılarak çok sıkıntı yaşamadım. Sadece bazı hanzolar bu sıcak tavrı farklı algılayıp saçmalamazlarsa pek sorun çıkmıyor. Neyse yine o sıcacık ve sevgi dolu bakışlarla o senenin kurbanı olarak gözüme kestirdiğim bu çocuğa bir bakış attım. Öğrendim ki bizim Suzan Teyze’nin yeğeniymiş. Öyle yeğeni yerim ben. Masada kim var , kim yok umrumda bile olmadan hemen tanışma faslına geçtim. Yurtdışında yaşıyorlarmış ve ailece Türkiye’ye yaz tatili için gelmişlerdi. İşte dedim en ideal ,problemsiz yaz aşkım bu benim. Burada hiç arkadaşı yoktu. Bu çokta üzücü değildi. Benim işimi kolaylaştırmıştı. Ben onun ilk arkadaşı oldum ve bütün yazı hep beraber geçirdik. Tabii arkadaş olarak geçirmedik tatili.O sene Oğuz 20 yaşındaydı.


Girdiğimiz her ortamda deli gibi dikkat çeken bir tipti. Gündüz sahilde , gece diskoda kızların bana kıskanç bakışlarla bakmaları ne büyük bir haz veriyordu anlatamam. O yaz ilk kez alkol almaya başlamıştım. Oğuz alışıktı alkole. Çılgınlar gibi eğlenceli geçiyordu günlerimiz.



Birgün yine denize girdik , güneşlenmek için denizden çıkarken belime sarıldı. Bir erkeğin dokunuşu bir kadını ancak bu kadar yoğun uyarabilirdi. ‘’ Hadi gel gidiyoruz ‘’ dedi. Nereye olduğunu bile sormaya fırsat kalmadan kayık kiraladı ve denize açılmaya başladık. Zaten onunlayken nereye gideceğimizin pek bir önemi yoktu. Bana karşı çok korumacıydı ve bir o kadarda güven vermişti. Ondan gelebilecek bir zararı düşünemiyordum bile. Bir süre kürek çekti, açıldık. Kürekleri bırakıp yanıma geldi.Öpüşmeye başladık. O zamana kadar bu kadar ustaca ve mükemmel öpüşen bir erkekle karşılaşmamıştım. Ama o zamana kadar. Sonra ülkemin erkeklerinin arasında da bu konuda ustalıkla yarışacak birkaç kişiyle daha tanıştım. Amma konuyu dağıttım ben bugün yaaaa. Toparlayamıcam şimdi. Konu konuyu açacak . Maceralar coşacak.



Neyse öpüşmeyi , elleşmeler takip etti. Dokunuşları beni deliye çevirmişti. İlk kez birini bu kadar çok istiyordum. Sonuca geleyim ben o yaşta bakire olduğum için ilk yüzeysel sevişmeyi ve tabiî ki ilk orgazm deneyimimi ben Oğuz’la yaşadım. İkimizde mutluluk hormonları salgılamış ve bunu çok belirgin şekilde yüzümüzdeki gülümsemeyle on metre öteden belli eder hale gelmiştik. Tam 3 saat geçirdik sandalda. Bizle beraber sandalda bir hayli sallandı JArtık herkez meraktan ölmüş, bizi aramaya başlamışlardı ki döndük sahile. Annem birkaç gün trip yaptı , pek salmadı beni sahile falan. Şüphelendi sanırım. Aman çok önemli değildi annemin kızması. Kötü anlamda kendime zarar verecek bişey yapmamıştım. O yaşadığım deneyim her şeye değerdi. O yaz her anlamda çok sıcak geçti.



İstanbul’a bile beraber döndük. Ve bana o ilkleri yaşatan aşkımı en son havaalanında gördüm. Uçağa bindi ve gitti. Eğer biz yazlığımızı değiştirmeseydik belki başka bir yaz döneminde yine karşılaşabilirdik. Ama tekrar görüşebilseydik o yaz bu kadar büyülü ve etkileyici hatırlanmazdı buna eminim. Şimdi ise benim tarafımdan şarkılarla ve tüm güzelliği ile hatırlanıyor. Umarım oda aynı hislerle anımsıyordur beni …


15 Mayıs 2010 Cumartesi

YAZ AŞKIM




Az önce belki 15 sene önceye ait bir şarkı dinledim. Ve bu şarkı beni alıp o zamana sürükledi. Kendime geldiğimde, o yaz yaşadıklarımın hemen hemen hepsinin ne kadar net bir şekilde hala hafızamda olduğunu fark ettim. Ne güzel yaz aylarıymış onlar yaa. Dert yok, tasa yok. Tek büyük derdim, hangi çocuğu bu sene yaz aşkı yapsam kendime sorusundan ibaret . Sanırım herkesin bir yaz aşkı macerası vardır. Yani sadece bir yaz dönemi süren ve sonrasında tatille beraber sona eren , ama en güzel anılarıyla hafızalara kazınan yaz aşkları. Valla ben bu konuda çok şanslı hissediyorum kendimi. Benim gençlik dönemim ( ben hala genç sayılırım ama ) , yani bahsettiğim yaşlar 15 ile 22 arası falan acayip hızlı, dolu dolu ve çılgınca geçti. Ama iyiki öyle yaşamışım en azından hiçbir şeyde özentim kalmadı. Bu dönem içinde ne ailemi , nede kendimi zor duruma sokacak ve söz getirecek hiçbir davranışta bulunmadığım konusuna da değinmeden geçemicem.



Evet benim her yaz başka bir sevgilim olurdu. Ve bir sene önceki sevgiliyle de, kesin bir sonraki sene kanka olursun. Yada o senin en yakın kız arkadaşının o sene yaz aşkıdır. Ama her şekilde görüşürsün yani …Sanki bir önceki sene senin dudaklarına gömülen, deniz içinde oynaşılan çocuk o değildir. Roller değişmiştir.



Bir önceki seneden bu yana eğer ekstra bir değişiklik yoksa az çok senin kız arkadaşının senin eski manitayla neler yaşayabileceğini tahmin edersin.



İşte yine böyle bir yaz, okullar kapanmış ve biz yazlığa göçe başlamışız. Ben sanki yine her sene gidilen aynı yazlığa gitmiyormuşçasına heyecanlı ve bir o kadarda aceleciyim. Arkadaşlarıma olan özlemden çok, o sene daha büyümüş ve serpilmiş bir genç kız olarak sahilde boy gösterip o seneki kurbanı düşürmenin derdindeyim. Bir, iki günü çok sakin ve sıkıcı geçirdim. İşte Standart deniz – güneş – kum falan filan…Ama sonrasında yaşadıklarım , hayatımda geçirdiğim en eğlenceli tatil olarak hafızama kazındı. Baksana o yaza ait bir şarkımız bile varmış bizim. Bunu nasılmı anladım? O şarkıyı dinlediğimde beni Oğuz’a ve o yaza götürmesinden anladım. Yaşadıklarımıda yazıcam ama , yazı çok uzayacak diye bir sonraki yazıya bırakıcam onları. Offff yaaaa bu zamanı geri almanın yolunu hala bulamadılar mı ?

6 Mayıs 2010 Perşembe

ANTROPOZLU AMSALAKLAR…


Öncelikle baya ağır bir başlık oldu galiba, ama bugün yazacağım yazıyı okuduğunuzda bu başlığa sizinde hak vereceğinize eminim. Zaten bir süredir bloğa yazı yazamamış olmamın da acısı var. Abii bu haftabaşından beri resmen eşek gibi çalışıyorum, bir semerim eksik…Bu kadar yoğunluk olamaz yaaa, nefes alamadım… Ama bu kadar yoğunluğun içinde bir sürü sap herifle uğraşmaktan da geri kalmadım…

Şimdi efendim, hemen konuya başlamak istiyorum. Sektörümüz ve işim icabı etrafımda her çeşit erkek profili mevcut . Ben ne kadar seçici olamaya çalışsam da,bir çoğuyla azda olsa muhatap olmak durumunda kalıyorum. Biz bu X Beyle uzun senelerdir aynı isyerinde, farklı departmanlarda görev yapmaktayız. İlk tanıştığımız günden beri kendisine karşı bir büyüğüm olarak saygı ve buna bağlı sevgi beslemekteyim. Bak ne kadar hanım hanımcık bir uslupla yazıyorum bugün, kendimi takdir ettim…Neyse kendisinin çok saygıdeğer, şirin bir eşi , benim yaşımda kızları ve benden bir yaş küçük bir oğlu var.Aramızda son derece seviyeli bir abi – kardeş ilişkisi mevcuttu. Mevcuttu diyorum, çünkü artık adam zıvanadan çıktı . Nerdeyse bir senedir bana karşı olan davranışları ve konuşmalarındaki farkı hissedebiliyordum. Ama bir türlü anlam veremiyor ve açıkçası yakıştıramıyordum. Geçen gün şirket içinde bir toplantımız vardı. Bende bu ara vermiş olduğum kilolarında etkisiyle, yine çekmişim mini bir elbise üzerime ortalıklarda dolaşıyorum. X abim de şirketimizin mali müşaviri ile oturmuş sohbet ederken , kulaklarıma inanamadığım o cümle X abimin ağzından dökülüyor .

‘’ Kilo verdi , taş gibi oldu hatun ‘’ Bunu benim için söylüyor ve arkasındanda başlıyor asılmaya . Zaten adam gelip, gidip laf atıyordu. Şimdi başkalarının yanında da alalade asılıyor herif yaaaa. Sevgilimi tanıyor ve zaman zaman aynı ortamlarda bir araya geldiğimizde sohbet ediyorlar. Görünüşte iyi anlaşıyorlar. Ama arkasından bana gelip sevgilimi kötülüyor. Bu kesin aldatıyordur seni diyor . Sanki kendi yapmıyormuş gibi.

Ne umut ediyor acaba çok merak ediyorum. Bana abuk , sabuk teklifleri var. Eğer ona birgünümü ayırırsam bana kendi elleriyle kahvaltı hazırlarmış ( acaba kendi karısına hiç kahvaltı hazırladımı ? ) , mutlaka kahvaltının ardından yapacakları ile ilgilide planları vardır. Biz aslında ruh ikiziymişiz ( nasıl anlamış bunu hiç anlamadım ) , bende ayrı bir çekicilik varmış ( yaaa ben senin kızın yaşındayım , tabii çekici olucam ) , benimle hayatını geçiren hiç yaşlanmazmış ( daha ne kadar yaşlanacaksın anlamadım be adam ? ) v.s. v.s. … Tüm bunların yanı sıra gün içinde bana seks içerikli mailler atıyor. Birkaç kere terslendim. Açıklama olarak , samimiyetimize sığınarak attığını söyledi. Ya bu adam benim sıcakkanlılığımı kendine yapılmış kur olarak kabul ediyor. Ya da bu adam azdı. Kimbilir neler hayal ediyor benim üzerimde , halbuki öyle bir durum olsa kalbi duracak , üstümde kalacak haberi yok . Tam kart zampara dedikleri türden bu adam. Arada bana gelip yaptığı karı – kız kaçamaklarını anlatıyor. Sanırım beni heveslendirmeye çalışıyor. Bende iki gaz veriyorum buna J Valla tenhada falan yakalasa düzecek, ben öyle hissediyorum. Be adam bunca senedir versem verirdim zaten sana . Bunu hala anlamayarak boşuna zaman harcıyor olman üzücü. Ben eğleniyormuyum? Evet eğleniyorum . Antropoza girmiş bir adamın amsalakça davranışları gerçekten komik oluyor. Bazen ikimizi aynı yatakta düşünüyorumda , öncelikle aleti kaldırmak için sanırım bir krikoya ihtiyacımız olur . Ardından hadi diyelimki becerdi amcam , birde takdir bekler şimdi. Ben ne dicem , bunca senedir X abi diye hitap ettiğim amsalağa , o dakikadan sonra süperdin , harikaydın erkeğim mi dicem ? Ve bu yaşlarda aynı tarzda birkaç tane daha adam var tanıdığım. Bu bahsettiğim yaş ortalaması 50 yaşın üstünde . Hepside sözüm ona zamparalığın kitabını yazmış , uçana - kaçana atlayan tipler. Ama bence bunların hepsi yatakta fossss hacı…Bir bok beceremediklerinden dolayı , bu antropozlu amsalakların ağzına vurmuş.

Neyse , arada ben acıyorum onlara ve şöyle bir göz şöleni yaşatıyorum.Bari garibanlar böyle konuşarak tatmin olsunlar …

3 Mayıs 2010 Pazartesi

Kadın Hırsı

Kadınların hırs ve kininden korkuyorum bazen. Söylenenleri yaşananları unutma süreleri biz erkeklere göre çok daha uzun, hele ki işin ucunda bir kuyruk acıları varsa çok çok daha uzun. Bunu yazmanının nereden estiğine gelince;

Yaklaşık 1,5 yıl önce net vesilesiyle konusup yazıştığım biri vardı. İşte klasik internet üzeri yazışmalar, msnde kikirdemeler filan bir süre konuştuktan sonra bir görüşme ayarlanmıştı. Tabi hemen hemen her net buluşmasında olduğu gibi kötü idi buluşma, fiziksel olarakta pekte beğenmeyeceğim bir kızdı. Ha zaten buluşma görüşme sebebim (onunki de öyle idi muhtemelen) içinde sekste olan bir şeyler yaşamaktı. Hoş bir ilişkisi olduğunu bildiği adamla çıkan, kısa süre sonra uzun süreliğine yurtdışına gidecek olan bir kadının da çokta sağlıklı uzun vadeli bir ilişki beklemediği aşikar olan bir durum. Görünüşte üniversitede çalışan 4 ten fazla yabancı dil bilen, eğitimli, ismini dhai telaffuz edemediğim yabancı şehir ve üniversitelerde okumuş entellektüelliğin dibine vuran biriydi, ama ilişkilerde tüm kadınlar kadındır mantığından, çocukca alınganlıkları, devamlı kendini anlatması, ikide bir küs poziyonlarına geçmesi, devamlı ilgi beklemesi, şımarıklığı gibi hallerini çok ta garipsememiştim.    

Hele ki yemekte bir kaç kadeh şarap içtikten sonraki hali, iyiden iyiye soğutmuş bir an önce nasıl kaçarım havasına girmiş, hadi evine bırakayım seni modunda iken, biraz daha kalalım, yok bu geceyi beraber geçirelim, beğenmedin mi istemiyor musun tavrı da kontra olarak gelmişti. Kilolu ya da bakımsız pekte ortalama güzelliğe sahip olmayan kadınlara genel bir düşmanlığım yok ise de kısa süreli ilişkilerde hele ki içinde seks olduğunda pek istekli biri olmadığımda önceki deneyimlerimden aşikardı.

Geceyi beraber geçirme ve sevişme isteklerine karşı koyup bir şekilde geceyi sonlandırıp döndükten sonra, msn de durumu (benden beklenmeyecek kadar nazik) izah edip bu şekilde bir görüşme istemediğimi söylememe bozulmuştu ama genede arada bir konuşmaya devam ediyorduk. Bir gün basit bir şişman esprisinden ötürü bir sürü laf edip msn den filan silmekle sonlanmıştı. Hoş ben açıkçası bu duruma sevinmiş bile olabilirim.

İşin ilginç tarafı dün msn e bu kişi tarafından davet geldiğinde,  çokta şaşırdım aradan 1 yıl geçmişti hiç bir şekilde bir haberde almamıştım. Daha önce de işle alakalı bir takım şeyler sorduğundan öyle bir şey olduğunu düşünüp listeye bugun ekleyip bir kaç cümle ettikten sonra, kesintisiz yazmaya başlayıp, işte yurtdışında şu üniversitede doktora yapıyorum durumum süper yok şu okuldan teklif aldım yok şuradan kitabım çıkacak diye uzunca süre anlattı, bu konuşma biçiminden bir nevi bak neler kaçırdın other, şeklinde manevi bir tatmin ihtiyacı olduğunu hissedip saygı ile karşılayıp, belkide ihtiyacı vardır buna diye düşünüp eee maşallah dedim geçiştirdim.

Ama devamında 22 kg verdim ben diye başlayıp artık kendisine şişman denemeyeceğini kilo vermeye devam ettiğini, artık insanların ona şişman esprisi de yapamacağına dair  hafiften laf soktuğunda anladım ki, kadın her şekilde kadın.

Eee be kadın 1 yıl olmuş ben varlığını dahi unutmuşum kötü şekilde bitmiş sana göre sana saygısızlık etmişim, tamam belkide şişman olduğun için  seni begenmediğim için bir şey de olmamış, bunca süre bunu hesaplayıp adama ders vermeye çalışmak niye ki?

Tüm günümün vah tühlerle geçireceğimi kaçırdık bak kızı diyeceğimi filan mı düşündü? 22 kg vermeni 1 yıl seninle geçirerek beklememi mi bekliyordun ki? Bu hırs neden. valla ben kötü şeyleri unutmustum hatta akedemik karıyerinden ötürü saygı da duyuyordum, yarın bir gün bunu bana hiç söylemeden çıkan kitabını görsem belkide vay be diyecektim içten içe belkide bir şey duyacaktım da bugun ki söylediklerinden sonra içimden sunu söylemek geldi;

Eee iyi güzelde o gece evine bırakayım dediğimde, hayır gitme diyen, yemekte kalkıp lavobaya gidip sütyenini çıkarıp karşıma oturan,  arabada bin bir türlü tacizde bulunan, eve gelmem için arabadan inmemek için direnen, bir dahaki sefere geleceğim konusunda söz isteyen, yalvararak araba içinde binbir yakarış ile bana blow job yapan, ehil görünmek için bin bir türlü numara yapıp tek bir damlayı dahi ziyan etmeyen, ertesi günlerde ikide bir mesaj atıp arayan sen değil miydin? 

Kusura bakma ama boşa kin tutup beklemişsin... kendimi hiç kaybetmiş gibi hissetmiyorum ben hala...