19 Mayıs 2010 Çarşamba

EYY AŞK...





En son ne diyorduk. Yaz tatili ,Oğuz ve aşk. Yazlığa geleli daha birkaç gün olmuştu.Her sabah kahvaltıyı bahçede ederdik.O sabahta farklı bir gün değilmiş gibiydi, ama yanılıyordum. Bahçeye inerken kahvaltıda misafir birileri olduğunu gelen kalabalık ve uğultulu seslerden anlamıştım. Kahvaltı masasının yanına geldiğimde kalbim yerinden çıkacaktı, nefes alamadım , bir süre konuşamadım. Acaba hala uyuyordum ve bu gördüğüm bir rüyamıydı. Masada oturanlar yan yazlık komşumuzdu. Ama beni heyecanlandıran tabiî ki bu değildi. Asıl yanında getirdiği o yaradılış harikası varlık beni bu hale sokmuştu. O güne kadar belkide hiçbir erkek karşısında bu kadar heyecanlanıp , etkilendiğimi hatırlamıyordum. Şu an yazarken bile içimi tuhaf bir neşe ve heyecan kapladı diyebilirim.



Çocukluğumdan beri insan ilişkileri çok sıcak ve hemen kaynaşabilen bir insanımdır. Bugüne kadar bu konuda yanlış anlaşılarak çok sıkıntı yaşamadım. Sadece bazı hanzolar bu sıcak tavrı farklı algılayıp saçmalamazlarsa pek sorun çıkmıyor. Neyse yine o sıcacık ve sevgi dolu bakışlarla o senenin kurbanı olarak gözüme kestirdiğim bu çocuğa bir bakış attım. Öğrendim ki bizim Suzan Teyze’nin yeğeniymiş. Öyle yeğeni yerim ben. Masada kim var , kim yok umrumda bile olmadan hemen tanışma faslına geçtim. Yurtdışında yaşıyorlarmış ve ailece Türkiye’ye yaz tatili için gelmişlerdi. İşte dedim en ideal ,problemsiz yaz aşkım bu benim. Burada hiç arkadaşı yoktu. Bu çokta üzücü değildi. Benim işimi kolaylaştırmıştı. Ben onun ilk arkadaşı oldum ve bütün yazı hep beraber geçirdik. Tabii arkadaş olarak geçirmedik tatili.O sene Oğuz 20 yaşındaydı.


Girdiğimiz her ortamda deli gibi dikkat çeken bir tipti. Gündüz sahilde , gece diskoda kızların bana kıskanç bakışlarla bakmaları ne büyük bir haz veriyordu anlatamam. O yaz ilk kez alkol almaya başlamıştım. Oğuz alışıktı alkole. Çılgınlar gibi eğlenceli geçiyordu günlerimiz.



Birgün yine denize girdik , güneşlenmek için denizden çıkarken belime sarıldı. Bir erkeğin dokunuşu bir kadını ancak bu kadar yoğun uyarabilirdi. ‘’ Hadi gel gidiyoruz ‘’ dedi. Nereye olduğunu bile sormaya fırsat kalmadan kayık kiraladı ve denize açılmaya başladık. Zaten onunlayken nereye gideceğimizin pek bir önemi yoktu. Bana karşı çok korumacıydı ve bir o kadarda güven vermişti. Ondan gelebilecek bir zararı düşünemiyordum bile. Bir süre kürek çekti, açıldık. Kürekleri bırakıp yanıma geldi.Öpüşmeye başladık. O zamana kadar bu kadar ustaca ve mükemmel öpüşen bir erkekle karşılaşmamıştım. Ama o zamana kadar. Sonra ülkemin erkeklerinin arasında da bu konuda ustalıkla yarışacak birkaç kişiyle daha tanıştım. Amma konuyu dağıttım ben bugün yaaaa. Toparlayamıcam şimdi. Konu konuyu açacak . Maceralar coşacak.



Neyse öpüşmeyi , elleşmeler takip etti. Dokunuşları beni deliye çevirmişti. İlk kez birini bu kadar çok istiyordum. Sonuca geleyim ben o yaşta bakire olduğum için ilk yüzeysel sevişmeyi ve tabiî ki ilk orgazm deneyimimi ben Oğuz’la yaşadım. İkimizde mutluluk hormonları salgılamış ve bunu çok belirgin şekilde yüzümüzdeki gülümsemeyle on metre öteden belli eder hale gelmiştik. Tam 3 saat geçirdik sandalda. Bizle beraber sandalda bir hayli sallandı JArtık herkez meraktan ölmüş, bizi aramaya başlamışlardı ki döndük sahile. Annem birkaç gün trip yaptı , pek salmadı beni sahile falan. Şüphelendi sanırım. Aman çok önemli değildi annemin kızması. Kötü anlamda kendime zarar verecek bişey yapmamıştım. O yaşadığım deneyim her şeye değerdi. O yaz her anlamda çok sıcak geçti.



İstanbul’a bile beraber döndük. Ve bana o ilkleri yaşatan aşkımı en son havaalanında gördüm. Uçağa bindi ve gitti. Eğer biz yazlığımızı değiştirmeseydik belki başka bir yaz döneminde yine karşılaşabilirdik. Ama tekrar görüşebilseydik o yaz bu kadar büyülü ve etkileyici hatırlanmazdı buna eminim. Şimdi ise benim tarafımdan şarkılarla ve tüm güzelliği ile hatırlanıyor. Umarım oda aynı hislerle anımsıyordur beni …


15 Mayıs 2010 Cumartesi

YAZ AŞKIM




Az önce belki 15 sene önceye ait bir şarkı dinledim. Ve bu şarkı beni alıp o zamana sürükledi. Kendime geldiğimde, o yaz yaşadıklarımın hemen hemen hepsinin ne kadar net bir şekilde hala hafızamda olduğunu fark ettim. Ne güzel yaz aylarıymış onlar yaa. Dert yok, tasa yok. Tek büyük derdim, hangi çocuğu bu sene yaz aşkı yapsam kendime sorusundan ibaret . Sanırım herkesin bir yaz aşkı macerası vardır. Yani sadece bir yaz dönemi süren ve sonrasında tatille beraber sona eren , ama en güzel anılarıyla hafızalara kazınan yaz aşkları. Valla ben bu konuda çok şanslı hissediyorum kendimi. Benim gençlik dönemim ( ben hala genç sayılırım ama ) , yani bahsettiğim yaşlar 15 ile 22 arası falan acayip hızlı, dolu dolu ve çılgınca geçti. Ama iyiki öyle yaşamışım en azından hiçbir şeyde özentim kalmadı. Bu dönem içinde ne ailemi , nede kendimi zor duruma sokacak ve söz getirecek hiçbir davranışta bulunmadığım konusuna da değinmeden geçemicem.



Evet benim her yaz başka bir sevgilim olurdu. Ve bir sene önceki sevgiliyle de, kesin bir sonraki sene kanka olursun. Yada o senin en yakın kız arkadaşının o sene yaz aşkıdır. Ama her şekilde görüşürsün yani …Sanki bir önceki sene senin dudaklarına gömülen, deniz içinde oynaşılan çocuk o değildir. Roller değişmiştir.



Bir önceki seneden bu yana eğer ekstra bir değişiklik yoksa az çok senin kız arkadaşının senin eski manitayla neler yaşayabileceğini tahmin edersin.



İşte yine böyle bir yaz, okullar kapanmış ve biz yazlığa göçe başlamışız. Ben sanki yine her sene gidilen aynı yazlığa gitmiyormuşçasına heyecanlı ve bir o kadarda aceleciyim. Arkadaşlarıma olan özlemden çok, o sene daha büyümüş ve serpilmiş bir genç kız olarak sahilde boy gösterip o seneki kurbanı düşürmenin derdindeyim. Bir, iki günü çok sakin ve sıkıcı geçirdim. İşte Standart deniz – güneş – kum falan filan…Ama sonrasında yaşadıklarım , hayatımda geçirdiğim en eğlenceli tatil olarak hafızama kazındı. Baksana o yaza ait bir şarkımız bile varmış bizim. Bunu nasılmı anladım? O şarkıyı dinlediğimde beni Oğuz’a ve o yaza götürmesinden anladım. Yaşadıklarımıda yazıcam ama , yazı çok uzayacak diye bir sonraki yazıya bırakıcam onları. Offff yaaaa bu zamanı geri almanın yolunu hala bulamadılar mı ?

6 Mayıs 2010 Perşembe

ANTROPOZLU AMSALAKLAR…


Öncelikle baya ağır bir başlık oldu galiba, ama bugün yazacağım yazıyı okuduğunuzda bu başlığa sizinde hak vereceğinize eminim. Zaten bir süredir bloğa yazı yazamamış olmamın da acısı var. Abii bu haftabaşından beri resmen eşek gibi çalışıyorum, bir semerim eksik…Bu kadar yoğunluk olamaz yaaa, nefes alamadım… Ama bu kadar yoğunluğun içinde bir sürü sap herifle uğraşmaktan da geri kalmadım…

Şimdi efendim, hemen konuya başlamak istiyorum. Sektörümüz ve işim icabı etrafımda her çeşit erkek profili mevcut . Ben ne kadar seçici olamaya çalışsam da,bir çoğuyla azda olsa muhatap olmak durumunda kalıyorum. Biz bu X Beyle uzun senelerdir aynı isyerinde, farklı departmanlarda görev yapmaktayız. İlk tanıştığımız günden beri kendisine karşı bir büyüğüm olarak saygı ve buna bağlı sevgi beslemekteyim. Bak ne kadar hanım hanımcık bir uslupla yazıyorum bugün, kendimi takdir ettim…Neyse kendisinin çok saygıdeğer, şirin bir eşi , benim yaşımda kızları ve benden bir yaş küçük bir oğlu var.Aramızda son derece seviyeli bir abi – kardeş ilişkisi mevcuttu. Mevcuttu diyorum, çünkü artık adam zıvanadan çıktı . Nerdeyse bir senedir bana karşı olan davranışları ve konuşmalarındaki farkı hissedebiliyordum. Ama bir türlü anlam veremiyor ve açıkçası yakıştıramıyordum. Geçen gün şirket içinde bir toplantımız vardı. Bende bu ara vermiş olduğum kilolarında etkisiyle, yine çekmişim mini bir elbise üzerime ortalıklarda dolaşıyorum. X abim de şirketimizin mali müşaviri ile oturmuş sohbet ederken , kulaklarıma inanamadığım o cümle X abimin ağzından dökülüyor .

‘’ Kilo verdi , taş gibi oldu hatun ‘’ Bunu benim için söylüyor ve arkasındanda başlıyor asılmaya . Zaten adam gelip, gidip laf atıyordu. Şimdi başkalarının yanında da alalade asılıyor herif yaaaa. Sevgilimi tanıyor ve zaman zaman aynı ortamlarda bir araya geldiğimizde sohbet ediyorlar. Görünüşte iyi anlaşıyorlar. Ama arkasından bana gelip sevgilimi kötülüyor. Bu kesin aldatıyordur seni diyor . Sanki kendi yapmıyormuş gibi.

Ne umut ediyor acaba çok merak ediyorum. Bana abuk , sabuk teklifleri var. Eğer ona birgünümü ayırırsam bana kendi elleriyle kahvaltı hazırlarmış ( acaba kendi karısına hiç kahvaltı hazırladımı ? ) , mutlaka kahvaltının ardından yapacakları ile ilgilide planları vardır. Biz aslında ruh ikiziymişiz ( nasıl anlamış bunu hiç anlamadım ) , bende ayrı bir çekicilik varmış ( yaaa ben senin kızın yaşındayım , tabii çekici olucam ) , benimle hayatını geçiren hiç yaşlanmazmış ( daha ne kadar yaşlanacaksın anlamadım be adam ? ) v.s. v.s. … Tüm bunların yanı sıra gün içinde bana seks içerikli mailler atıyor. Birkaç kere terslendim. Açıklama olarak , samimiyetimize sığınarak attığını söyledi. Ya bu adam benim sıcakkanlılığımı kendine yapılmış kur olarak kabul ediyor. Ya da bu adam azdı. Kimbilir neler hayal ediyor benim üzerimde , halbuki öyle bir durum olsa kalbi duracak , üstümde kalacak haberi yok . Tam kart zampara dedikleri türden bu adam. Arada bana gelip yaptığı karı – kız kaçamaklarını anlatıyor. Sanırım beni heveslendirmeye çalışıyor. Bende iki gaz veriyorum buna J Valla tenhada falan yakalasa düzecek, ben öyle hissediyorum. Be adam bunca senedir versem verirdim zaten sana . Bunu hala anlamayarak boşuna zaman harcıyor olman üzücü. Ben eğleniyormuyum? Evet eğleniyorum . Antropoza girmiş bir adamın amsalakça davranışları gerçekten komik oluyor. Bazen ikimizi aynı yatakta düşünüyorumda , öncelikle aleti kaldırmak için sanırım bir krikoya ihtiyacımız olur . Ardından hadi diyelimki becerdi amcam , birde takdir bekler şimdi. Ben ne dicem , bunca senedir X abi diye hitap ettiğim amsalağa , o dakikadan sonra süperdin , harikaydın erkeğim mi dicem ? Ve bu yaşlarda aynı tarzda birkaç tane daha adam var tanıdığım. Bu bahsettiğim yaş ortalaması 50 yaşın üstünde . Hepside sözüm ona zamparalığın kitabını yazmış , uçana - kaçana atlayan tipler. Ama bence bunların hepsi yatakta fossss hacı…Bir bok beceremediklerinden dolayı , bu antropozlu amsalakların ağzına vurmuş.

Neyse , arada ben acıyorum onlara ve şöyle bir göz şöleni yaşatıyorum.Bari garibanlar böyle konuşarak tatmin olsunlar …

3 Mayıs 2010 Pazartesi

Kadın Hırsı

Kadınların hırs ve kininden korkuyorum bazen. Söylenenleri yaşananları unutma süreleri biz erkeklere göre çok daha uzun, hele ki işin ucunda bir kuyruk acıları varsa çok çok daha uzun. Bunu yazmanının nereden estiğine gelince;

Yaklaşık 1,5 yıl önce net vesilesiyle konusup yazıştığım biri vardı. İşte klasik internet üzeri yazışmalar, msnde kikirdemeler filan bir süre konuştuktan sonra bir görüşme ayarlanmıştı. Tabi hemen hemen her net buluşmasında olduğu gibi kötü idi buluşma, fiziksel olarakta pekte beğenmeyeceğim bir kızdı. Ha zaten buluşma görüşme sebebim (onunki de öyle idi muhtemelen) içinde sekste olan bir şeyler yaşamaktı. Hoş bir ilişkisi olduğunu bildiği adamla çıkan, kısa süre sonra uzun süreliğine yurtdışına gidecek olan bir kadının da çokta sağlıklı uzun vadeli bir ilişki beklemediği aşikar olan bir durum. Görünüşte üniversitede çalışan 4 ten fazla yabancı dil bilen, eğitimli, ismini dhai telaffuz edemediğim yabancı şehir ve üniversitelerde okumuş entellektüelliğin dibine vuran biriydi, ama ilişkilerde tüm kadınlar kadındır mantığından, çocukca alınganlıkları, devamlı kendini anlatması, ikide bir küs poziyonlarına geçmesi, devamlı ilgi beklemesi, şımarıklığı gibi hallerini çok ta garipsememiştim.    

Hele ki yemekte bir kaç kadeh şarap içtikten sonraki hali, iyiden iyiye soğutmuş bir an önce nasıl kaçarım havasına girmiş, hadi evine bırakayım seni modunda iken, biraz daha kalalım, yok bu geceyi beraber geçirelim, beğenmedin mi istemiyor musun tavrı da kontra olarak gelmişti. Kilolu ya da bakımsız pekte ortalama güzelliğe sahip olmayan kadınlara genel bir düşmanlığım yok ise de kısa süreli ilişkilerde hele ki içinde seks olduğunda pek istekli biri olmadığımda önceki deneyimlerimden aşikardı.

Geceyi beraber geçirme ve sevişme isteklerine karşı koyup bir şekilde geceyi sonlandırıp döndükten sonra, msn de durumu (benden beklenmeyecek kadar nazik) izah edip bu şekilde bir görüşme istemediğimi söylememe bozulmuştu ama genede arada bir konuşmaya devam ediyorduk. Bir gün basit bir şişman esprisinden ötürü bir sürü laf edip msn den filan silmekle sonlanmıştı. Hoş ben açıkçası bu duruma sevinmiş bile olabilirim.

İşin ilginç tarafı dün msn e bu kişi tarafından davet geldiğinde,  çokta şaşırdım aradan 1 yıl geçmişti hiç bir şekilde bir haberde almamıştım. Daha önce de işle alakalı bir takım şeyler sorduğundan öyle bir şey olduğunu düşünüp listeye bugun ekleyip bir kaç cümle ettikten sonra, kesintisiz yazmaya başlayıp, işte yurtdışında şu üniversitede doktora yapıyorum durumum süper yok şu okuldan teklif aldım yok şuradan kitabım çıkacak diye uzunca süre anlattı, bu konuşma biçiminden bir nevi bak neler kaçırdın other, şeklinde manevi bir tatmin ihtiyacı olduğunu hissedip saygı ile karşılayıp, belkide ihtiyacı vardır buna diye düşünüp eee maşallah dedim geçiştirdim.

Ama devamında 22 kg verdim ben diye başlayıp artık kendisine şişman denemeyeceğini kilo vermeye devam ettiğini, artık insanların ona şişman esprisi de yapamacağına dair  hafiften laf soktuğunda anladım ki, kadın her şekilde kadın.

Eee be kadın 1 yıl olmuş ben varlığını dahi unutmuşum kötü şekilde bitmiş sana göre sana saygısızlık etmişim, tamam belkide şişman olduğun için  seni begenmediğim için bir şey de olmamış, bunca süre bunu hesaplayıp adama ders vermeye çalışmak niye ki?

Tüm günümün vah tühlerle geçireceğimi kaçırdık bak kızı diyeceğimi filan mı düşündü? 22 kg vermeni 1 yıl seninle geçirerek beklememi mi bekliyordun ki? Bu hırs neden. valla ben kötü şeyleri unutmustum hatta akedemik karıyerinden ötürü saygı da duyuyordum, yarın bir gün bunu bana hiç söylemeden çıkan kitabını görsem belkide vay be diyecektim içten içe belkide bir şey duyacaktım da bugun ki söylediklerinden sonra içimden sunu söylemek geldi;

Eee iyi güzelde o gece evine bırakayım dediğimde, hayır gitme diyen, yemekte kalkıp lavobaya gidip sütyenini çıkarıp karşıma oturan,  arabada bin bir türlü tacizde bulunan, eve gelmem için arabadan inmemek için direnen, bir dahaki sefere geleceğim konusunda söz isteyen, yalvararak araba içinde binbir yakarış ile bana blow job yapan, ehil görünmek için bin bir türlü numara yapıp tek bir damlayı dahi ziyan etmeyen, ertesi günlerde ikide bir mesaj atıp arayan sen değil miydin? 

Kusura bakma ama boşa kin tutup beklemişsin... kendimi hiç kaybetmiş gibi hissetmiyorum ben hala...

30 Nisan 2010 Cuma

ALLAH NELER YARATIYOR …






Eyyyyy yavrummmm eyyyyy !!! Bunlar başka bir formatta yaratılmışlar yaaa…



İnsan ne bakmalara doyabiliyor, nede gözünü alabiliyor bu yaratıklardan. Yaratık diyorum evet , çünkü bunlar erkek değil yaaaa…Eğer bunlar erkekse etrafta dolaşan diğerleri ne peki … İsimlendiremiyorum ben bunları…Ayrı bir karizma bunlardaki hacıııı … Ben severim etrafımda eli , yüzü düzgün, oturup kalkmasını bilen , karizmatik adamların dolaşmasını… Eeee onlar dolaştıkça da bizde boş durmuyoruz. Hep erkeklerin mi kadınları süzüp gözü gönlü açılacak dimi ? Şöyle baştan aşağıya süzdüğümüz oluyor tabii bu yaratılış harikası varlıkları … Eğer adam yakışıklı ise nazar değmesin diye maşallahımızı da çekeriz mutlaka…





Şimdi other bu yazıyı okurken sinirden küplere binmiştir. Şöyle kallavi kol gibi lafları sokacak bir yorum yazar kesin bana. Ama ne yapıyım other ‘ım baksana şu çakmak çakmak gözlere. Behlül behlül bakıyooo ordan. O bakıyor ben burada eriyorum. Hani çok kullandığı bir söz varya onun, ‘’ Behlül kaçar ‘’. Abii o kaçsın ben kovalarım onu kilometrelerce J Ya diğerine ne demeli , Allah hem tip vermiş , hem ses.





Yaaaa şimdi çok askıntı bir post oldu bu ama, ne yapıyım kardeşim yakışıklı adama yakışıklı diyen kadınlardanım ben. Öyle nabzı atsa yeter olayı yok bende. Seçici olmak lazım dimi. Nitekim genciz daha. İlerleyen yaşlarda nefes alsa yeter, nabzı atsa yeter diyecek zamanlarımızda gelir elbet J Bu benim yaptığım , kendini eğlendirme , lafta çapkınlık yani .Ama her şeyden önce adama bakacaksın , bu adam gerçekten adam mı diye. Bir kere kendi adıma konuşayım.



Ben adamın önce karakterini yoklarım. Sonra bakarım dış güzelliğine. Gözleri önemlidir benim için. Çünkü yalansız onlar anlatır her şeyi. Şöyle boylu , poslu olmalı. Giydiği yakışmalı üstüne. Takım elbiseyi de , spor giyimi de taşıyabilmeli.Erkeğin kokusuda önemlidir. Yani parfümden çok o erkeksi ten kokusundan bahsediyorum.Kadını deli gibi çekmeli kendine.Sonra çok tüylü , kıllı erkeklerden hoşlanmam. Ellerine ve kol yapısına dikkat ederim. Fiziksel düzgün hatlara sahip olmalı.Ve en önemli şeyyy ben erkeğin poposuna bakarım. Şöyle ele avuca gelecek derli toplu bir popo. Eeee tabii karakter dedik, tip dedik. Maddi durumuda çok kötü olmasın şimdi bu yakışıklıların dimi. Gel gelelim tüm bu özelliklerin bir arada olduğu kaç tane böyle adam vardır ki dünya üzerinde? Dün zaten other ımda bana yorum yazmış‘’yok böyle bir adam hayal kurma boşuna ‘’ diye. Offf yaa bu other hep benim böyle hayallerimle oynuyor. Ne olur yıkmasan hayallerimide , yaşadığımı , nefes aldığımı hissetsem. Neyse ;other ım beni yazarlıktan atmadan ,hatta ‘’ a.q. HAYAT bu yazı ne lan ‘’ demeden ben bu erkek manyağı tavırlardan bir kurtulayım dimi. Yine hanım hanımcık olayım.



Yazar derki ;geldi bahar ayları ,gevşer gönül yayları …Sağlıcakla kalın J

29 Nisan 2010 Perşembe

Conversation with Other Woman



Tam 3 yıl olmuştu yanyana gelmeyeli... Her ikimizde hayatlarımıza başkalarını sokmuştuk. 3.5 yıl önce en son buluştuğumuz otelde buluşmaya karar vermiştik. Otel arada geçen sürede dahada köhneleşmiş, gündelik seks için kullanılan bir yer haline gelmişti.Hoş resepsiyondakine birazdan bir bayan arkadaşımın geleceğini söylediğimde hiç şaşırmamasından ve suratındaki ifadeden de açıktı.


Oda gayet basit döşenmiş ve eskiden bıraktığımız gibiydi, aynı eşyalar aynı koltuk aynı masa aynı televizyon. 3.5 yıl önce 3 tam gün geçirmiştik en son sevişmemizde ağlayarak bana başkası ile olsam evlensem de senin olacağım seninle gene yatacağımd meişti. bu cümleyi hiç unutmamıştım belkide tekrar benle yatacağını umut etmiştim hep.



Yaklaşık 1 saat sonra geldi, kapıyı açtığımda bir telefon konuşması yapıyordum telefon ile konusurken kapıyı açtım yüzüne ve ona baktım ( 3 yıldan sonra neden o anı telefonla konuşarak bok ettim hala bilmiyorum) içeri girince elimin tersi ile yüzünü hafifçe okşayıp oturmasını söyledim. ( aradan 1 kaç geçtikten sonra bana elimle yanağını okşamama çok şaşırdıgını onca zamandan sonra ansıl bu kadar soğukkanlı sıcak olduğumu sormuştu)




Telefonu kapatıp karsılıklı oturduk. sanki hiç zaman geçmemişti herseyi bir kaç gün önce bırakmıstık aradan onca zmana geçmemiş bir sürü sey olmamış hayatımız tamamen değişmemiş gibiydi. rutin konusmalar yaptık hiç bir yabancılık soğukluk yoktu. Yaklaşıp sarılmak yaklaşık yarım saat sonra aklıma geldi. en çok kokunu özledim dedim. Saçmala parfümüm değişti arada dedi. Bahsettiğim kokunun ne olduğunu, parfüm ile onun kokusunu kolaylıkla ayırt edebildiğimi hiç anlamamıştı ki.


Hersey sanki bıraktığım gibi dedim çok kilo aldım dedi, yoo iyisin hala aynısın diye kolayca yalan söyleyip beline dokundum, eh biraz olur öyle bende aldım dedim.Sorgulamadık n edne yaptın demedik sen söyle yaptın ben böyle yaptım hataı olan sendin dahid emedik sustuk o anın bokunu çıakrmayı ikimizde istemiyorduk...


Conversation with other Woman.. bilmiyorum bu filmi izlediniz mi.. ben bu görüşmeden sonra izlediğimde öyle tanıdık gelmişti ki çarpılmışa dönmüştüm.
Ha görüşmenin devamı mı belki yarın..

GİT ARTIK HÜZÜN !!!


Kalbim acıyor. Ara ara yokluyor benliğimi. Çoğu zaman deliliğe vursamda kendimi , hiç aklımdan çıkmayan gönül yaralarım var benim.Ve tüm bu kanayan yaralara rağmen, beni hayata bağlayan sorumluluklarım var. Yaşama nedenlerim belkide.


Bahar geldi. Benim bu aylarda kalbimin yerinden çıkacak gibi atması , hatta sahte aşk kıpırtılarıyla heyecanlanması , yüzümdeki gülücüğün hiç kesintisiz olması lazımdı. Yani eskiden her bahar böyle olurdu. Ama galiba bu sene henüz bahar gelmedi bana. İçimdeki sahte keyif ve neşe yüzüme de aynı sahtelikte bir gülümsemeyle yansıyor. Aynada kendimi tanıyamıyorum. Hayat dolu HAYAT’ı benden aldılar. Kolum kanadım halen kırık. Tam toparlanmam lazım artık , toparlanıcam , her şey eskisinden daha sorunsuz ve güzel olacak derken karşıma çıkan ve bana yaşadıklarımı tekrar tekrar hatırlatan olaylardan bıktım artık.


Bazen size de olur mu bilmiyorum ama , şarkıda da dediği gibi ‘’çekip gidesim var artık yalan dünyadan ‘’ . Burada kastettiğim ölüm falan değil . Ölümü düşünmek için daha çok gencim . Ama beni kimsenin tanımadığı biryere , hayatımdaki kimseye haber vermeden gitmek gibi abuk düşünceler aklımdan geçmiyor değil. Yorgunum. Bu yorgunluğu da ne zaman üzerimde atacağım bilemiyorum.


Ben hep insanları incitmemek için büyük çaba sarfeden , uyumlu ve sevgi dolu bir tiptim. Ama bu aralar hırçınım abiii. Sağa sola saldırıyorum. Kendimden daraldım. Bir türlü anlatamadığım , hatta belki kendimin bile anlayamadığı şeyleri beceriksizce yazıya dökmek iyi geliyor bana. Birilerine güvenmek istiyorum, ama kendime bile güvenim yok bu aralar . Belki de güvenmek değil, sığınmak istiyorum. Ama yaralarımın tekrar tekrar kanatılmasından korkuyorum. Ben tekrar ve tekrar aşık olmak ve bu aşkı doyasıya yaşamak istiyorum. Ama bunu sadece istemek yetmiyor bunu başarabilecek gücü bulamıyorum kendimde ve susuyorum. Susuyorum , çünkü her söylediğim hata benim L

28 Nisan 2010 Çarşamba

HAYDİ KIZLARRR ALIŞ - VERİŞE…




Başlığa bakıp aldanmayın !!!

Buradaki alış ve veriş erkeklerin anladığı ve sevdiği anlamda bir alış – veriş değil.

Aksine erkeklerin nefret ettiği , kadınların bayıldığı şu bildiğimiz alışveriş J

Sinirliyim hacı bugün. Sabahtan belliydi bugünün laneti. Kadın kısmısı olarak sizde bilirsiniz ki bir kıyafet sorunumuz vardır. Dolaptaki kıyafetler artık neredeyse dışarı taşacaktır ama biz yinede giyecek bişey bulamayız. Birde



‘’ ayyyy giyecek hiçbirşeyim kalmamış .‘’ diye Standart bir cümlemiz vardır ki; bunu duyanda bize acır ve sevabına alışverişe götürür. Neyse, sabah bu anlattığım kıyafet sorunsalıyla güne başladım. Onun gerginliğinin üzerine ofise geldim sabah açtım pc mi, birde baktım akşam other koku , kuku döktürmüş maşallah…Dedim bende bir post yazıyım ve şu erkek kısmısının alışveriş konusundaki ipneliğini biraz eleştireyim…

Bu erkekler neden alışverişi sevmezler ben hiç anlayabilmiş değilim. Beylere



‘’ hadi bugün biraz çarşı , pazar yapalım’’ denildiğinde , hortlak görmüş gibi bir surat ifadesiyle binbir bahane üretiverirler gelmemek için. Aslında nasıl büyük bir mutluluk verir yeni bir şeyler almak. Bir örnek vermek gerekirse ; kadınlar alışveriş yaparken , en az orgazm olduklarında aldıkları zevki alırlar. Küçüğünden , büyüğüne her yaş grubu kadın sever alışverişi. Kimisi kendini kaybedip, transa geçer. Genelleme yapmayalım ama erkeklerin çoğunluğuda nefret ederler. Onlara göre ne kadar gereksiz bir aktivitedir. Ama bu konudada erkeklerin kadınlara bir yalakalık dönemi vardır. Eğer ilişkiniz daha yeni başlamışsa ve siz cicim aylarındaysanız , partneriniz sizinle cehennemin dibine bile gelir. Saatlerce hiç usanmadan o mağaza senin , bu mağaza benim dolaşır ve bundan hiç rahatsızlık duymaz. Her giyip çıkardığınız kıyafete yorum yapar ve genelde hepsi size çok yakışmıştır. İşte o zaman düşünürsünüz, hayallerinizi süsleyen ideal erkeğinizdir o sizin. Ama ilişki ilerledikçe ve artık enseye tokat , göte parmak kıvamındaysanız acı gerçek yüzünü göstermiş demektir. Hayalleriniz yıkılmıştır, oda diğer erkeklerden farksızdır. Alışverişe gitmek yerine, evde öküz gibi yatıp maç seyretmeyi tercih eder. İşte o saatten sonra elele tutuşup alışveriş yapma olayı çoktan mezara gömülmüştür. Ama kadın hiç pes etmez, yolunda ısrarla yürümeye devam eder. Kadın alır – verir ekonomiye can verir…

İşteeee bende anladım ki , benimde alışveriş yapıp ekonomiye can verme zamanım gelmiş J ‘’ ayyyyyy gerçekten giyecek hiçbirşeyim kalmamışşşş . ‘

27 Nisan 2010 Salı

Kadınlarda Koku(kuku) Sorunu

Oldum olası kokulara karşı aşırı hassas biri oldum. Hali hazırda akşam eve dönüşte karşı ya da alt komşunun ne yemek pişirdiğini sayacak kadarda hassas bir buruna sahibimdir.

Güzel kokan şeyler beni çoğu zaman cezbeder.Her insanın kendine has bir kokusu olduğu söylenir.Hatırlıyorum yıllar önce küçükken yatılı okulda bir arkadaşım bir şey keşfetmişti, kendi saçını elinle defalarca karıştırıp koklarsan kendi babanın kokusunu duyuyorsun diye, hepimiz oturup denemiştik artık sürü psikolojisinde nmidir nedir hepimizde babamız gibi koktuğunu düşünmüştük.(not yatılı okulda insan çok sık duş almaz haftada 1 dir genelde süre belkide ter kokusu babamızı hatırlattı)

Düşününce kadınlarda beni en çok cezbeden şey koku oldu. Kadınlar parfüm, krem vs. kullanımda erkeklere göre epey ileri olduğunu düşünürsek aslında güzel kokan kadın mı yoksa parfümümü diye düşündüğüm çok oldu. Tabi ki bunu ayırt etmek çok zor olmuyor en azından kadınla vakit geçirdiğinizde ya da yatağa girdiğinizde parfümle kapatamayacağı kadar yakınlaştığınızda kokuyu ayırt etmek çok kolay oluyor.Fakat o zamanda iş işten geömiş olabiliyor.

Kokusunu sevemediğim bir kadınla yatağa girmek her zaman ızdırap olmuştur. Çok yaklaşmayacaksın, uzaktan işini göreceksin, özellikle aşağılara çok fazla kaymayacaksın ön sevişme kısmını mümkün olduğunda kısa tutup bir an önce hedefe odaklanacaksın, birde tüm bunların üzerine karşı tarafa bunu belli etmeden yapacaksın.

Birde olayın hayal kırıklığı boyutu var ki, gayet hoş seksi cekici bulduğunzu sizi heyecanlandıran yatağa girmek için acele ettiğiniz, bir an önce saldırı hareketine geçtiğinizde, kokuyu alıp bir anda tüm herseyin gecmesi, tüms ertliklerin yumuşaması...


Sevişirken fazla temasa yakınlaşmaya, yatkın biriyim. Çoğu erkeğin aksine kadına oral seksi de karşılık olarak değil, hakketen keyif alarak yapmayı seviyorum. Ama kadının kokusunu en yoğun alabileceğiniz yer elbetteki kuku oluyor. Keçi peynirindne yapılmış böreği kzara yediğimde kokusunu alıp direk kusarak çıakrtan biri olduğumu düşününce böyle bir kadına oral seks yapmanın ne denli ızdırap olacağı çok açık.

Bünyeden mi kaynaklanır yoksa vajina temizliğinin iyi yapılmamasından mı bilmiyorum ama kadınların yaklaşık yarısı kötü kokuyor.Genelde bunu pek belli etmemeye çalışırsınız karşınızdaki kırılmasın diye ama, bir dönem bir kadın vardı dışarıdan oldukça hoş bakımlı temzi titiz bir kadındı ilk oral denememde kokusu çok kötü gelmişti, hatun hemen bıraktı kaçıyor demesin diye bir kaç dakika devam etmiş sonraki sevişmelerde teklif dahi etmemiştim. Konuşma arasında oral yapılmadan orgazm olamadığını, haliyle benimde kendisine yapmamı istediğini söylemişti bir süre sonra, aradaki ilişkinin sadece seks üzerine olmasının verdiği rahatlıkla bende kendisine söylemiştim kokudan ötürü yapamadığımı, sakin görünmeye çalıştı ama çok bozulmuştu, hiç kimsnein söylemediğini böyle bir şeyi bana öyle gelmiş olabileceğini filan söyleyip uzatmamıştı konuyu ama, zaten bir dahada sevişmedik.

Hadi sevişmek için görüştüğünüz, ya da kolayca bitecek bir ilişkide bunu farkettiğinizde uzaklaşması kolayda, sevgili, ya da eşinizde bunu fark ettiğinizde büyük bir ikilemde kalındığı muhakkak.

en iyi sevişmelerimi yaşadığımı düşündüğüm ve sevdiğim kadının, kokusunu en çok sevdigim kadın olduğunu düşününce sanırım, kadınları severken dahi kokusunu birinci plana alıyorum....

ORGANİZE HAYATLARIN HAYAT’I !!!

Merhaba , öncelikle ben kimim dimi? Bu blogta benim yazımın ne işi var? Tanışalım hadi. Ben HAYAT. Blog sahibi Other’ın sırdaşıyım diyelim. Hayatımızda ne var , ne yok biliriz birbirimizin. Körler , sağırlar birbirini ağırlar hesabı konu hakkında fikir verir akıllar danışır , bazen de gazlarız birbirimizi. Kadın – Erkek ilişkileri konusunda onun üstün bilgilerinden yararlanıyorum. Seviyorum ben bu adamla sohbet edip , dertleşmeyi. Bana bloğunda konuk yazarlık teklifinde bulundu ve kabul etmem için çok yalvardı J Kıramadım. Bundan sonra vakit buldukça bende burada hayata dair yazılarımla yer alacağım. Hayata dair diyorum çünkü , bizim tüm derdimiz şu hayatla . Yazarın ruh haline bağlı olarak bir gün bakarsınız sevgi kelebeği gibi hayatın güzelliğinden bahsederken , ertesi gün hayatın a.q. diye giriş yapabilirim yazıya. Giriş yazısını çok uzatmayalım . Aman bu other sinirli adam vesselam ilk günden kızdırmamak lazım. Ben ilk müsait olduğum an şöyle güzel, uzun bir yazı döşerim bloğa.

26 Nisan 2010 Pazartesi

Utanmak mı?Utanmaz olmak mı?

utanç garip bir duygu. Bir çoğumuz bunu yaşarız. Fakat utangaç olmakla utanmaz olmak arasında seçim yapılması gerekse acaba hangisini seceriz. Çevrede utanmazlıgın algısıda hep değişik kabul edilir. Konu kadın-erkek ilişkileri olduğunda erkeğin hep daha ön planda ilk hareketi yapan, belli şeyleri ilk söyleyen olması istendiğinden utanmaz olması gerekmektedir. Kadınlar bizden bunu bekler. utanmaz adam kendine güvenen adam kabul edilir.Bence bir çok kadında zaten böyle erkek istiyor. İlk beraber olmayı teklif edenin erkek olması, ilk bir yere gitmeyi erkeğin davet etmesi ya da sevişelim mi teklifini erkeğin yapması beklenir. Hatta bunları bir kadınla konuştugunuzda "ee sen söyleyeceksin tabi sen istemedin ki" diye aksine harekette tepki bile toplarsınız.

Kadınlar Utanmaz adamı seviyor, sorun su sadece neyi nerede ne kadar söyleyeceginin sınırını kestirmek güç.Kendine güven, özgüven kadınlarda hep hosa gitmiştir. Karsısında eli ayagı dolanan yüzü kızaran bir adama kadınlar saygı duymaz, olsa olsa şeker bulurlar böyle adamı. Kız aradaşlarıyla olan sohbetlerde en fazla "ay yüzü kızardı nasıl şeker nasıl şeker" diye kahkahalarla geyiğini yaparlar. Kadınlar şeker buldukları adamdan çabuk sıkılırlar bu da defalarca yaşanmış bir gerçektir.Yani utanan adam her halukarda yanlzı kalmaya mahkumdur. Masturbasyon sonrası insan bir pişmanlık bir utanma duygusu hisseder bu da bir gerçekliktir. Yani utanan adam her halukarda mastürbasyona talim edeceğinden utanmaya devam edecektir. Siz siz olun kadınlardan utanmayın. Çünkü onlar bizden utangac olmamızı beklemiyor.

23 Nisan 2010 Cuma

Huzursuzluk

Askerlikte "şafak sıkıştırması" diye bir tabir vardır. Direk askerlik muhabbetinden başlamak için demiyorum bunu ama askerliğinin bitmesine kısa süre kalnalarda göründüğü iddia olunan bir sendromdur. Semptonları arasında can sıkıntısı, yapacak bir şey bulamamak, vakit geçirememek, bıkkınlık, huysuzluk bezmişlik bulunmaktadır. Askerlik günlerinde diğer kişiler bu durumları direk şafak sıkıştırmasını bağladığından "ne o şafak mı sıkıştırdı m.na koyum" deyip yaptığınız her mantıksız saçma hareketi hoş görebilirler. İyi de askerliği yapalı çok oldu, kaldı ki şafak sıkıştıracak kadar, uzun süreli de askerlik te yapmadım ama galiba şu an hissettiğim şeyleri hissediyorlardı. boğulacak gibiyim, sanki yarın hayatım sona erecek ne demeye bugun bir şeyler yapayım ki etrafa eblek eblek baksam yeterli modundayım...